Otomobiller

2018 Yılı Ocak-Ağustos Dönemi Türkiye Otomotiv Pazarı Değerlendirmesi

Otomotiv pazarında son iki aya baktığımız zaman maalesef daha önceki aylardan daha olumlu bir tablo ile karşı karşıya değiliz. Hatta Ağustos ayı içerisinde meydana gelen kur patlaması satışları oldukça negatif düzeyde etkiledi bile diyebiliriz. Ancak daha ayrıntılı bilgiler için biraz sayılara bakmamız icap ediyor.

Pazar Verileri

Aslında sizleri çok fazla sayılara boğmak istemiyorum ama sayılar o kadar çok şey ifade ediyor ki kendimi tutamayacağım 🙂

Öncelikle seneye genel olarak bakalım. İlk 8 ayda pazar toplamda (Otomobil ve Hafif Ticari beraber) geçtiğimiz senenin aynı dönemine göre yüzde 20.79 daralmış. Bu tek başına bile muazzam bir düşüş ancak daha vahim olanı ise bu düşüşün son 3 ayda ivmelenmesi. Yani daha anlaşılır olarak söylersem pazar:
-Haziran ayında %38,
-Temmuz ayında %36,
-Ağustos ayında tam %52 daralmış geçen senenin aynı aylarıyla kıyaslandığında. Yani eğer bu ivme devam ederse yıl sonu total istatistikleri yüzde %30’u bile aşabilir ki bu biz tüketiciler için hiç iyi bir haber olmaz. Neden olmaz? Neyse, ondan en son genel değerlendirmede bahsedeyim.

Sayılara bakmaya devam edecek olursak hafif ticari araç pazarının biraz daha fazla daraldığını görüyoruz. Örneğin geçtiğimiz ağustos ayında otomobil pazarı %51, h.t.a. pazarı ise %58 daralmış (Toplamı %52.65’e tekabül ediyor). Şu sıralar ekonomik olarak sıkıntı yaşayan işletmelerin araç yatırımı yapmak istememesi gayet makul olduğundan sanırım bu durumu doğal karşılayabiliriz.

Marka Bazında Durum Ne?

ilk 6 aydaki durum aynen devam ediyor. Şampiyonluğunu çoktan ilan etmiş RENAULT ve ikincilik için kıyasıya mücadele veren VW, FORD ve FİAT. İşte puan durumu 🙂 (NOT: Bu veriler hem otomobil hem de hafif ticari araç satışlarını kapsıyor)

1-RENAULT 63.331
2-VOLKSWAGEN 48.196
3-FORD 48.133
4-FIAT 48.068
5-HYUNDAI 26.104
6-TOYOTA 22.282
7-PEUGEOT 21.274
8-DACIA 20.619
9-HONDA 18.415
10-MERCEDES 17.414
11-OPEL 16.087
12-SKODA 15.155
13-NISSAN 14.664
14-BMW 9.546
15-CITROEN 9.451

Notlar:

-FİAT 2 ay öncesine göre 2 basamak aşağı düşerek burun farkıyla da olsa podyum dışı kalmış. Ancak sayılar birbirine o kadar yakın ki yıl sonu ne olacağını kestirmek çok zor.

-Yukarıdaki verilere göre aslında başarılı sayılabilecek markalardan olan FORD aslında biraz yanıltıcı bir sırada. Çünkü yalnızca binek otomobillerin satışına bakıldığı zaman FORD 8. basamağa düşüyor 3.’lükten. Yani ülke piyasasında şahsi kullanım için alımlarda FORD eski günlerinden çok uzakta. Bu durumu ayrıca incelemek bile gerekebilir.

-Aynı FORD gibi MERCEDES’te ticari satışlar çıkarıldığında 13.’lüğe kadar geriliyor. Ancak bu başarısızlık olarak yorumlanabilecek bir veri değil bana kalırsa. Zira diğer premium rakiplerine 2000 üzerinde satış farkı atmış. Daha önce de söylediğim gibi ülkece gizli bir “Yıldız” sevdamız var 🙂

 

MODEL BAZINDA DURUM NE?

Bir önceki yazımda ticari araçları bu listenin dışarısında tutmuştum ancak bu sefer ailelerin de kullanabildiği boyutlardaki ticarilere de yer verdim. Zira ülkemizde çok büyük bir bireysel müşteri kitlesine de sahip bu araçlar.

1-MEGANE SEDAN 22.169
2-EGEA SEDAN 21.288
3-CLİO 17.632
4-COROLLA 14.747
5-CİVİC 14.584
6-PASSAT 14.493
7-TOURNEO COURİER 11.822
8-İ20 9.562
9-FOCUS 9.399
10-301 9.277
11-QASHQAİ 9.099
12-FİORİNO COMBİ 8.411
13-DUSTER 8.306
14-POLO 8.212
15-SYMBOL 8.210
16-ASTRA SEDAN 8.150
17-GOLF 7.130
18-SANDERO 6.832
19-DOBLO COMBİ 5.961
20-ACCENT BLUE 5.914
21-3008 5.800
22-SUPERB 5.490
23-OCTAVİA 5.307
24-CADDY 5.270
25-LEON 5.036

Notlar:

-İlk 25 aracın bulunduğu bu listede 1 tane bile premium model yok. Bence çok ama çok öenmli bir bulgu bu. Üzerine kafa yormamız gerekli nedenleri hakkında.

-Her zaman dikkat çekiyorum ama yine de çekeceğim. Liste resmen yerli üretim araçların istilası altında. Bu belki de otomotiv endüstrisi olarak tutunabileceğimiz tek dal. Eğer marklar burada üretim yaparlarsa hem ülke içi satışları oldukça yüksek seviyeye çıkacak hem de yeni kurlar ile işçilik maliyetleri çok ama çok aşağılarda olacak. Belki de ülkemizde yatırımı olmayan tüm marklara gidip bunu güzelce izah edebilmek lazım.

-Civic dediğimiz araç HONDA markasının satışlarının tamamına oranlandığında %82 gibi bir satışa sahip. Yani kısaca HONDA TÜRKİYE sadece Civic satmak üzerine plan yapan bir oluşuma sahip gibi gözüküyor. HRV, Civic HB gibi çok güzel araçları almak istesek de maliyetler önümüze engel olarak çıkarılıyor.

-DACİA ülkemizde üretim yapsa çok ama çok fazla satış gerçekleştireceği çok aşikar olan bir marka. Tamamı ithal olmasına rağmen muazzam bir satış gerçekleştiriyor. Ucuz araba ihtiyacı günden güne artan ülkemize yatırım yapmasını istediğim firmalardan birisi açıkçası. (DACİA araçları değerlendirirken lütfen fiyatını da göz önünde bulundurun. Yoksa ben de kendilerine çok hayran sayılmam 🙂 )

-Bir diğer başarı hikayesi de bence Astra Sedan. Bu kadar eski bir platformun ülke şartlarındaki güzel pazarlaması ile çok harika sayılara ulaşabilmesi önemli. Yılın otomobili seçilen yeni Astra HB ne kadar iyi olursa olsun fiyatlandırma hataları yüzünden sadece 1.500 adet satabilmiş. Yukarıda da ifade ettiğim gibi araçlar her zaman tüketici tarafından fiyatlarıyla beraber değerlendirilir. Buna Talisman da bir örnek, Mazda3 de Fiesta da.

 

Bazı Kategorizasyonlarda Durum Ne?

“Kategorizasyon” ne uyduruk bir sözcük olmuş değil mi ? 🙂 Biliyorum ama kastettiğim şey şanzıman, yakıt ve segment olarak araç satışları ülkemizde ne durumda onunla alakalı bir kaç bilgi vermek istiyorum.

Segmentlere baktığımız zaman ülkemizde satılan 10 otomobilden neredeyse 6’sı C segmenti içerisinde. Yani compact modellerin olduğu segment (Golf, Megane, Astra, Corollv.b.). Ancak benim asıl dikkat çekmek istediğim nokta ise farklı. Boyutlarına göre ayrılan segmentler içerisinde de kasa tiplerine göre 7 farklı kategoriye ayrılıyor. Sedan, HatchBack, SUV, StationWagon v.b. Ve enteresandır ki ülkemizde stılan her iki araçtan 1 tanesi sedan kasa tipine sahip. Geriye kalan 6 farklı kasa tipinin toplamı kadar satış yapabiliyor sedan araçlar. Lütfen bu kadar sedan sevdalısı bir ülke olduğumuzun artık farkına varalım ve “Abi şu model neden hiç satmıyor çok iyi aslında” benzeri geyiklerimize son verelim 🙂 BİZ ÜLKE OLARAK SEDANCIYIZ. Örnek vermek gerekirse neredeyse 1 sene daha önce satışa çıkan Megane HB doğru dzügün bir satış başarısına imza atamazken, Megane Sedan çıktığı günden beri ülkemizde en çok tercih edilen modellerden birisi. Neredeyse aynı araba ama arkasındaki 30 cm’lik fazlalık bizi çok cezbediyor 🙂

Yakıtlara baktığımızda ise bence yine çok ilginç bir veri var ortada. En azından ben bu kadarını beklemiyordum diyeyim. Ülkemizde satılan Dizel araçların genel satışlara oranı Tam YÜZDE 59.41. Yani evet dizeli seviyoruz falan diyordum ama biz baya dizele aşıkmışız. Ki bu oran geçen seneye göre %2 azalmış hali. Ben bir benzin sever olarak kendimi çok yalnız ve ötekileştirilmiş hissetmeye başladım 🙂

Peki şanzımanlarda durum nedir. Bence bu istatistik de oldukça şaşırtıcı ancak bu sefer olumlu manada. Zira otomatik şanzımanlara olan ön yargımız kesinlikle kırılmış. Aldığımız 100 araçtan 65’ini artık otomatik şanzımanla tercih ediyoruz. C sınıfı araçlarda bile bu oran bu seviyelerde. Otomatik şanzımanı destekleyen biri olarak sevinsem de manuelin verdiği zevkleri de terk edemeyeceğimi düşündüğümden ötürü pazarın bu hali biraz içimi burkmadı da değil 🙂

 

Genel Değerlendirme

Pazarımız Ağustos ayının ortasındaki kur patlamasından mütevellit tam %52 daraldı (Ağustos ayında) Üstelik bu daralma yalnızca ayın yarısındaki fiyat artışlarının etkisi. Bu kurlarla satış yapılan Eylül ayında daha da fazla bir düşüş hiç ama hiç uzak bir senaryo değil. Üstelik bu şekildeki bir düşüş toplam gerilemeyi %30 seviyelerine çıkarabilir ki bu da hiç isteyeceğimiz bir şey değil. Peki neden?

Şunda ötürü: Bir otomobil firması olduğunuzu düşünün ve Türkiye için 2019 senesini planlıyorsunuz. Geçen sene yaptığınız planlamaların hepsi çökmüş ve stok yaptığınız 10 araçtan yüksek ihtimal 3’ü elinizde kalmış. Satsanız bile düşük model yılından satacağınız için ucuza vermek zorunda kalacaksınız. Türkiye’ye araç getirme konusunda bu şartlarda ne kadar istekli olurdunuz? Elbetteki çok arzulu olmamanız doğal. Ancak bu piyasadaki araç sayısını düşürecek ve dolayısıyla azalan araç sayısı biz tüketicilere fiyat artışı olarak tekrar yansıyacak. Sürümden kazanma fikri maalesef ülkemizde gitgide hayal olmaya başladı. Bir kaç sene önce yıllık 1 milyon barajını neredeyse geçmeye yaklaşmışken ve dolayısıyla hemen hemen her markanın çok önem verdiği bir pazar haline gelmişken şu anki durumumuz maalesef markaların risk almak istemediğinden ötürü uzak duracağı bir pazar görünümü.

Yazımı bu kadar karamsar bitirmek istemiyorum aslında. Ne olursa olsun tasarruf etmemiz gereken şu dönemlerde belki de biraz dişimizi sıkarak otomobil alışverişlerimizden vaz geçmek daha sağlıklı olacaktır kanısındayım. ÖTV indirimi gelir mi gelmez mi soru işarteti ama biz cebimizdeki parayı bu mebleğlara bir otomobil için harcamaya ne kadar muhtacız bunu bir kez daha kendimize soralım derim (Hay Allah daha karamsar oldu 🙂 )

2018 Yılı Ocak-Ağustos Dönemi Türkiye Otomotiv Pazarı Değerlendirmesi” üzerine bir yorum

  1. Ellerinize sağlık. Çok güzel, bol istatistikli, arada sevimli bir yazı olmuş. Okurken çok keyif aldım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.